Yazılar - Hanami
Hanami
Kısmette Japonca başlıklı yazı yazmak da varmış.. Japonlar bunu hak etti. Çünkü,
uzunca bir süredir hayâl ettiğim güzellik meğer çok uzaklarda bir yerlerde gerçekleşiyormuş...
(Sağolasın Nuri!) Japonya’da bahar mevsimi yaklaşınca, haber bültenlerinin sonunda
hava durumuna benzer haberler yer alırmış: “Tomurcuk Haberleri” Japonlar ülkenin
neresinde, ne zaman, hangi çiçeğin tomurcuklanacağını ille de bilmek isterlermiş.
Bizim gözlerimizi maç sonuçlarına kilitlememiz gibi, kimi Japonlar da, hangi tomurcuğun
patlamasını nerede seyredebileceği üzerine kafa yorarmış. Dal uçlarıdaki yaratılış
heyecanını bire bir ve canlı yaşamak isterlermiş. O yüzden işte, “Bugün falanca
parkta kiraz tomurcukları çiçeklenmek üzere...” Yarın ikindiden az sonra, erik dallarında
patlamalar bekliyoruz..” gibi sözler de söyleyebilirmiş TV sunucuları.
Hayal etmeye değer... Koca koca adamlar ve kadınlar borsa dalgalanmalarını, kur
kıpırtılarını, politik patırdanmaları bir kenara koyuyor, yanlarına gül yüzlü çocuklarını
da katıyor, termoslara çaylar, sepetlere peynir ekmek boca ediyor, “çiçek açılış”larına
koşuyor. Adı da var bu tatlı seyrin: Ha-Na-Mi.. (Bu yazının başlığı yani.)
Hanami, Japonya’da bahar mevsiminin en popüler olaylarından biri. İnsanlar fevc
fevc- çoluk çocuk, firma çalışanları yahut eş dost olarak- önlerinde piknik malzemeleriyle
çimenler üzerine oturup bahçelerde parklarda yeni tomurcuklanan ağaç dallarını seyrediyorlar.
Bu sırada yiyor, içiyor, sohbet ediyorlar. Bunlara danslar ve halk oyunları da eşlik
ediyor.
Bunları yazarken, Japonya’yı yeniden keşfettiğimi farkettim birden. Tabii ya, Japonlardan
geri miyiz biz? Hıdırellez’imiz var. Nevruzumuz var! İyi ama niye Nevruz haberleri
içimizde ille de bir asayiş gerginliği çağrıştırıyor? Ülkemizde politik patırtılar
öylesine baskın çıkmış ki, bahardaki yaratılışa tanık olma fırsatımız olacakken
Nevruz bile, çiçekleri ezdiğimiz, kalpleri küstürdüğümüz, canlara kıydığımız, “sen-ben”
kavgasına tutuştuğumuz bir tarafgirlik arenasına dönüşmüş.. Sahi, n’olmuş bize?
Dönelim Hanami’ye.. Merak etmeyin orada da kavga var! Tokyo’nun en popüler mekanları
Ueno Park’ta ve Aoyama Mezarlığı’nda yer kapmak için kıyasıya rekabet varmış. Bizdeki
hastane, maç ve marketten ucuz elektronik eşya alma kuyruklarına benzer biçimde,
bir gece öncesinden yorgan döşek gidilip oralarda yer kapılırmış. Çok merak ediyorsanız,
takım elbiseli ve kravatlı bir çalışanı da, çiçeklere bulanmış bir ağacın altında
uykusuz gözlerle görebilirsiniz. Kimi firmalar çalışanları adına yer kapmak için
en çömez çalışanını “nöbet”e gönderiyorlarmış..
Bu yazının bana ayrılan karakter kotasından feragat ederek, derdimi fotoğrafların
anlatmasını sağlayacağım. Önce haritaya bakın: Japonya toprakları üzerinde, hangi
tomurcuğun tahminen nerede ve ne zaman açacağını gösteriyor. Sayılar tarihlere işaret
ediyor: 3.25, Mart’ın 25’i demek oluyor. Tokyo bölgesinde meselâ, tomurcukların
28 Mart ve 31 Mart arasında açılacağı haber veriliyor. (Türkiye versiyonu ne güzel
olurdu! Kaçkar’da kardelenler, Malatya’da kayısılar, Antalya’da portakallar, Terme’nin
Kirazlık köyünde kirazlar....)
Diyeceğim o ki, kurumuş kemik gibi ağaçların yeni baştan, terü taze tenlerle, mütebbessim
çiçeklerle diriltildiğini her bahar görmeye Japonlar kadar ihtiyacımız var. “Kemikleri
kuruyup toz olmuş” sevdiklerimize ebediyen kavuşacağımız, “hiç korkmayacağımız ve
hüznün de dokunmayacağı” ebedî diriliş müjdesini her tomurcukta okumaya vaktimiz
yok mu?
Senai Demirci


kez ve 0,094 sn'de görüntülenmiştir.